IQNA

14:19 - January 12, 2019
Haber kodu: 3466290
Tahran, 12 Ocak 2019 - Çin, görünüşte şeffaf bir politikayla, Sincan’da her şeyin yolunda olduğu izlenimi uyandırmayı hedefliyor.

DW’de yer alan habere göre, "Çok başarılı olan Sincan’daki radikalleşmeyi bertaraf politikamızdan vazgeçmeyeceğiz. Ancak devlet mekanizmasının talim ve terbiye sisteminden geçenlerin sayısı zamanla giderek azalacak."  Reuters haber ajansının bildirdiğine göre bu sözler, Sincan Uygur Özerk Bölgesi Valisi Şöhret Zakir’e ait. Reuters, söz konusu "meslekî eğitim merkezi"ni ziyaret etmesine izin verilen az sayıdaki yabancı basın kuruluşu arasında yer alıyor. Tahminlere göre bu merkezlerde yaklaşık bir milyon Uygur bulunuyor.

Çinli yetkililerin refakatinde yapılan mülakatlarda görüşlerine başvurulan Uygurlar "Burada gönüllü olarak bulunuyoruz. Amacımız radikal düşüncelerden tümüyle arınmak" şeklinde konuşuyor. Yabancı basının eğitim merkezlerini incelemelerine ve yapılan tüm görüşmelere Çin resmî makamlarının temsilcileri de eşlik etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) Hong Kong bürosundan Maya Wang, "Çin’in böyle bir ziyarete izin vermesi, uluslararası baskıların etkisinin hissedildiğini gösteriyor" değerlendirmesini yapıyor.

Yabancı basının ziyaretinden önce Çin yönetimi, aralarında Rusya, Endonezya, Hindistan, Tayland ve Kazakistan’dan yetkililerin bulunduğu bazı ülkeler için de Sincan’a bir ziyaret programı düzenlemişti. Davet edilen ülkeler arasında hiçbir Batılı ülkenin bulunmaması dikkat çekmişti.

Nihayetinde Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamada, Birleşmiş Milletler Temcilcileri ve tüm tarafların Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni ziyaret edebileceği belirtildi. Ancak açıklamada, bunun bazı şartlara bağlı olduğu kaydedildi: Belirlenen seyahat koşullarına uymak, içişlerine karışmamak ve tarafsızlığı muhafaza etmek.

Çin yönetimi, bir yandan şeffaf bir politika uyguladığı izlenimini uyandırmaya çalışırken, diğer yandan da "İslam’ı Çinlileştirme" politikasına da devam ediyor. Çin Komünist Partisi’nin İngilizce yayın organı olan "Global Times" tarafından aktarılan bilgiye göre, Ocak ayı başında sekiz vilayetten Müslüman temsilcilerin katıldığı Pekin’deki bir toplantıda, önümüzdeki beş yıl boyunca izlenecek İslam politikasının ana hatları belirlendi.

Söz konusu toplantıda, 2019 yılının kritik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Komünist Parti adına yapılan bir konuşmada, "Müslümanların siyasi tutumlarını iyileştirmeleri ve parti yönetimine güvenmeleri gerektiğine" vurgu yapıldı.

Konferanstan birkaç gün önce Pekin yönetimi, sert yüzünü bir kez daha gösterdi. Bu çerçevede Yunnan bölgesinde "yasa dışı" olduğu iddia edilen üç cami kapatıldı. Düzenlenen polis operasyonlarında, gerek Uygur Müslümanları gerekse "Çinlileştirilen" Hui halk grubu, camilerden şiddet zoruyla uzaklaştırıldı. Söz konusu camilerin resmî kayıt altına alınması için son on yılda yapılan tüm başvuruların Çin makamlarınca reddedildiği haber veriliyor.

Çin'in güneybatısında yer alan ve Myanmar ile Laos'a komşu olan Yunnan, devlet baskısına bugüne kadar fazla maruz kalmamıştı.Hui halkının yoğun olduğu diğer vilayetler olan Ninşia ve Gansu'da ise camilerin yanı sıra Arapça eğitim veren okullar da kapatıldı.

ABD'deki Oklahoma Üniversitesi'nde görev yapan Çin azınlık politikaları uzmanı David Soup, gerek son dönemdeki polis baskınlarının, gerekse alınan diğer önlemlerin, Pekin'in politikalarının net çizgisini ortaya koyduğuna işaret etti.

Baskınların sadece "yasa dışı” olarak nitelendirilen camileri kapsamadığını hatırlatan Soup, tüm "yabancı yapı unsurlarına" karşı yapıldığını hatırlatıyor. Soup'a göre özellikle Arap mimarisi tarzındaki cami ve diğer yapıların şehir silüetinden tümüyle kaybolması hedefleniyor.

ABD'nin Maryland eyaletindeki Frostburg Üniversitesi'nin tarihçilerinden Haiyun Ma da benzer saptamalarda bulunuyor: "Arap etkisi, Pekin yönetimi tarafından ‘kanser' olarak görülüyor ve Çin'deki Müslümanların mutlak surette bundan korunması gerektiği düşünülüyor."

DW’ye konuşan Ma, "Bu şu anlama geliyor; Çin'deki Müslümanların diğer İslam ülkereyle kültürel bağları ya asgariye indiriliyor ya da tümden kesiliyor.

Küreselleşmeyle mücadeleyi paravan olarak kullanan Çin, ülkesindeki Müslüman halkı izole etmeye çalışıyor" diyor.

Parti yayın organı "Global Times" tarafından yayınlanan bir raporda, çok ciddi bir Müslüman nüfusun yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgsesi'nde elde edilen deneyimlerden, başka bölgelerdeki Müslüman halkın da ders alabileceği belirtildi.

Nitekim Çin azınlık politikaları uzmanı David Soup, "Sincan modelinin" ülkenin diğer Müslüman bölgelerinde de uygulanmasının kuvvetle muhtemel olduğu görüşünde.

 

Etiketler: Çin ، Sincan ، Uygur ، Müslüman ، iqna
İsim:
Email:
* Yorumunuz: